/Aşk’a birkaç cümle kadar
Uzağız
İkimiz.../
Karlar altına
Mahkûm edilmiş aşk,
Kimseyi umursamaz, bildiğini okur...
Deli kardelen kadar cesur
İlk yanığını
Soğuktan alan ciğerlerimiz
Ağlamamız için hazırlanmış
İkinci bahanemiz...
Çığ düşmüş kapalı yollarında
Bayram sabahı
Doğum sancıları çeken bir annenin
Feryadı!
Ve buz tutan hayata
İlk adım gibi
Acı tadında
/Sevdamız.../
Kırmızının krizanteme sevdası
Ve ante’ye kazılan mezar
/Umutlarımız.../
Bahara bilenecek
Kar altında
Bekleyecek yağmuru
Buz tutan elleri
Yükseltmeden sema ya
Rahmet dilemeyi de öğrenecek...
Beyaza bürünmüş mavi gibi
Kırmızı’ya hasret
/Sabrımız.../
Belki de yüreklerde rengini yitirecek
Gün yüzüne hasret
İnatla baharı olacak yüreklerin
Sonsuz olmasa da sonu
Uçmasa da semada sokak çocukları
Şahin görünecek bakınca
Karga yavrusu...
**********************************************************
yoksun,
gözlerim yolunu
sinemde ki tepelerden
hasretkeşim
bir haber getiren
alsın neyim varsa
vazgeçmişim
günahsız sevdamın
rengi ateş
bu yüzden
kırmızı sevmişim
yüreğim
muhkem zannederdim
aşka
oysa
hicranınla tükenmişim
erdiğim her merhalede
bir karanlık siyahla
sevişmişim
kanla boyanmış
kalbim üstüne
aşkını
nakış nakış
işlemişim..
varlığında
kendimi bulduğum
dilber
yokluğunda
yitip gitmişim
bir tek hayalin kaldı
dilimde ezber
sen
herşeyimken
ben bir hiçmişim
zaman
sensizliğin ertesi
sevgili
gün değil ölen
ölen benmişim
****************************************************
Gönül yanlışlarının matem turlarında
Tütsü kokusu sarar sevda esaretlerini
Düşer faslı eftelya serpil umutlara
Köşede afroz keser yekte bıçkını küheylan
Galataya karşı serper umutlarını seher
Derinden bir nağmeye bürünür sevda
Vakit yıldız kaymalarına dem tutuşundayken
Keramet sanar gölge oynaşmalarını haspa
İlk defa gülüştü sabahla rüzgar
Kağıttan helvalar dizildi dünden güne
Döküldü hatıralar Leica öbeklerinden
Ömür enstantanelerinde sarıldı siyahla beyaz
Merdiven aralığına sinik tahayyüller
Suslarında kahpe soylu bir geceyi siler
İhtimal vaki insel nağmelerinde tazenin
Aşk yanar kaminetosunda
Düşselinde ten susturur ayazı
*********************************************************
Bilmeden içine darlık verdimse,
Vedamı özrüme sayıver gitsin.
Sevmek sevdiğini mutlu görmekse,
Ey gönlüm; bu aşktan cayıver gitsin!
Aşkınla yüz yürek kavrula dursun,
Dilerim kahrınla can verip ölsün!
Kalbinde tuz kadar bir yerim olsun,
Adıma 'nefretim' deyiver gitsin!
******************************************************
Aşkınla ölürüm, derdin hep bana
Sevdanı anlatan sözler yalanmış
Hani, mutluluklar verirdim sana
Benimle verdiğin pozlar yalanmış
Gözlerin, gözüme hani dost idi
O can, yollarıma hani post idi
Bensizlik ölüme bedel kast idi
Bakınca kızaran yüzler yalanmış
Benimle yaşardın bahar, yaz gibi
Sarılır öperdin gelin, kız gibi
Ayrılık çalarsın şimdi saz gibi
Öpünce aldığın hazlar yalanmış
Saçlarına gonca güller takardın
Dualar ederde, mumlar yakardın
Sen bu ayrılığı nerden çıkardın
Gözlerime bakan gözler yalanmış
Direnir zamana karşı koyardın
Ayları tutarda günleri sayardın
Şeytanla birleşir gözümü boyardın
Yaşadığın bahar, yazlar yalanmış
Ayrılık deyince düşerdin derde
Set çeker aşkıma olurdun perde
Meğerki beklermiş gönlün siperde
Cilveli cilveli nazlar yalanmış
Plaklar susmazdı, çalardı şarkın
Suyumu kesildi aşk denen çarkın
Anladım ki yokmuş zalimden farkın
Kalbindeki ateş, közler yalanmış
|